26 Eylül 2014 Cuma

BLOGGER DERGİSİ PEK YAKINDA!

Bir yerlerde hala okunmamış şiirler , kitaplar ve dinlenmemiş şarkılar varsa bende orada olmak isterdim. 
Kimi zaman böyle düşünür yaşadığım zamandan soğur yeniliklere adım atmak isterdim. 
Oysa okuduklarım daha okuyamadıklarımın yarısı bile değil , dinlediğim müzikler dileyemediklerimden çok az. 
Var olanları keşfedemedikten sonra yeni yerlere doğru gitmek neden? 
 Bunu soruyorum kendime cevabını henüz bulamasam da soruyorum. 
Saat gece yarısını çoktan geçti yeni bir gün daha başlamış oldu.. 
  Hayatın sırrını, yaşamayı ve en çokta mutlu olmayı aradığım bu dünyada yeni bir gün daha başladı. 
Zaman kavramlarını yitrdiğimiz de dünyanın dönmesi çokta önemli olmuyor.
Peki zaman çok kıymetli ve geri  alınamazsa, dünyanın dönmesi çok önemli oluyor.
  Hepimiz bir şekilde insanların hayatlarına dokunuyor, yazdıklarımızla insanları evlerimize, dünyamıza davet ediyor ve onlara yer veriyoruz. Kimi zaman merak ediyor noldu neden yazmıyor diye soruyoruz?
 Onları hayatlarımızdan bir parça yapıyoruz. En büyük acılarımızı, en büyük sevinçlerimizi paylaşıyoruz. 
Yeri geliyor teselli arıyoruz, yeri geliyor isyan ediyoruz.
 Aslında bakarsan biz büyük bir aile oluyoruz. 
Farkına varmadan seviyor ve seviliyoruz. 
  
   Başta kitaptan yazdın sonra müzik dedin şimdi bunlar ne diyeceksin. Biraz sabır anlatacağım ;

 Hani yeni kitaplar, müzikler dedik ya işte bu da öyle bir şey. Bu dediğim bizi bir yerde toplayan ''Blogger Dergisi'' Yeni kitaplar aramaktansa var olanlarımızla daha da çoğalmak için. 
  Sabaha karşı bir ampül yanması sonucu ortaya çıkan bu fikir de desteklerinizi bekliyorum. 
  Yazdıklarımızı daha ileri taşıyabilmek ve sesimizi daha çok duyurabilmek için hep birlikte olmaya ne dersiniz? 

 Bloglarınızda bu görselle yazıyı paylaşırsanız daha çok kişiye ulaşırız. 

https://www.facebook.com/bloggerdergisi
https://twitter.com/bloggerdergisi
http://instagram.com/bloggerdergisi

25 Eylül 2014 Perşembe

HAMA BEADS

Merhaba  
Bu aralar tek uğraşım bu hama boncukları oldu. 
Geçen sene aldıktan sonra pek uğraşmaya vaktim olmamıştı. 
Geçenlerde çıkardım ve şablonlardan aşağıdakileri yaptım.

Öncelikle renklerine ayırmak lazım ki bu en zor kısmı :)



     Bardak altlıkları, kolyeler, küpeler yapıyorum.

                                  



Kulaklıkları dolaşanlar içinde pratik ve sevimli bu kurabiye kulaklık tutucu da var.




Evde son durum bu şekilde her yer boncuk oldu :) 
Yeni tasarımlar yakında burada olacak.
Dilerseniz instagram hesabımdan takip edebilirsiniz.

http://instagram.com/ssdesignbutikshop

Satın almak isterseniz senemsefa@gmail.com mail ya da yazının altına yorum bırakabilirsiniz.

24 Eylül 2014 Çarşamba

SELTEK LANSMANI - DNA REPAIR ile CİLDİNİZİN DNA YAPISINI KORUYUN

Geçen hafta Grand Hyatt Hotel'de,  Seltek Estetik Çözümleri  tarafından düzenlenen  etkinliğe katıldım. 
 Amerikalı firma Biopelle tarafından üretilen DNA Repair serisini inceleme fırsatım oldu.
Türkiyedeki satışını üstlenen Seltek Estetik sayesinde  2 saatlik   bir lansman oldu. 




Sunumu firmanın temsilcisi Jeff Starling yaptı. 
Görsellerle desteklenmiş sunumda hem ürünleri inceledik hem de sorularımızı sorduk. 



DNA Cream-No Sugar ( Anti-Glikasyon Koruma Kremi) 


Cilt yaşlanmasının başlıca nedenlerinden biri  glikasyon denilen bir mekanizmadır.
Kan şekerinin çok sık oynaması glikasyona ve cildin daha hızlı yaşlanmasına neden olur.
Şekerin ısıtıldığında karamelize olarak katılaşması gibi, şeker molekülleri de ciltteki kolajen ve elastine bağlanarak onları sertleştirir. Bu mekanizma da cildin yaşlanmasına neden olur. Glikasyonu önlemenin yolu ise meyve sularından şekerli içeceklerden ve yiyeceklerden uzak durmaktan geçer.

Akşamları uygulanan anti-glikasyon içerikli bakım kerimi, şeker tüketiminin yarattığı cilt hasarının giderilmesi ve ciltte yeniden yapılanma sürecinin başlamasına yardımcı olmaktadır.
*DN Onarımı
*Anti Glikasyon Koruma
*Nemlendirme

Türkiye distribütörlüğünü Seltek Estetik Çözümler’inin yaptığı   ürünlerini seçkin eczanelerde satışa sunuluyor.
Fiyatı: 345tl 





DNA Stop The Clock 
(Yeniden Yapılandırma ve Güneşten Koruma Sağlayan Gündüz Bakım Kremi)
Cildi sıkılaştırıcı peptitlerle yeniden yapılandırırken, aynı zamanda güneşin zararlı etkilerinden de korumaya yardımcı olur. İçeriğinde yer alan kimyasal ve fiziksel bariyer sağlayan güneş koruyucu ajanlar vasıtasıyla daha geniş kapsamda korunmayı destekler.
*DNA Koruması
* Sıkılaştırıcı Peptidler
*SPF 50 - Güneşten Koruma Faktörü

Türkiye distribütörlüğünü Seltek Estetik Çözümler’inin yaptığı ürünlerini seçkin eczanelerde satışa sunuluyor.
Fiyatı: 375tl



Bu etkinlik sayesinde tanışmak istediğim bloggerlar ile görüşmüş oldum.
Sevda ile daha önce buluşmuştuk zaten :) Kozmetikperisi  ile de tanıştık. 
  






Hediyeleri içinde ayrıca teşekkür ederiz.
Ürünleri deneyip en kısa zamanda sizlerle paylaşacağım.

16 Eylül 2014 Salı

DIY: MİNİK TABLO BOYAMA

Kendi evlerinizi dekore etmeye ne dersiniz?
Evde boş duran duvarlarımı değerlendirmek için bir kaç mini tablo alıp işe koyuldum.
Salon için uygun olan tonları kullanmak istedim. 
Turkuaz ve kahve rengi.
Zaten bu iki renge bayılırım!!

Bakalım nasıl yapmışım ;


Öncelikli olarak minik tablolarla başlayın. Öyle afilli işler yapmanıza gerek yok.Hayal gücünüzü geliştirin ufacık işlerle başlayın.

Gerekli Malzemeler ;
1. Mini tablo
2.Akrilik Boya
3.Çeşitli boylarda fırça
4.Su dolu kap
5.Palet.

Neden yağlı boya değilde akrilik boya derseniz. 
Fırçalardan temizlemesi çok kolay sadece su ile yıkıyorsunuz.
Yağlı boya'nın temizlenmesi çok zor. 
Renkler birbiri ile kolay kaynaşıyor. O yüzden alt zemini önce boyayıp kurumasını bekliyorsunuz.
Sonra boyamaya devam edebilirsiniz. 
Vaktim yok ben sıkılırım bir gün bekleyemem derseniz de kurutma makinesi bu iş için biçilmiş kaftan :)



Ben karahindiba yaptım. 
En sevdiğim çiçekgillerden (ben öyle adlandırdım ) üflüyorsun uçuyor..
Sinan Sülün'nün bir kitabı vardı ''karahindiba '' onu anımsayarak yaptım.
Sırf isminden dolayı alacağım kitabı ^_^

Takipte Kalın !!




15 Eylül 2014 Pazartesi

BLOG TASARIMI HEDİYE / KAZANAN


Merhaba!
 Blog dünyasına yeni adım atanlara ya da var olan bloğunun temasını , header 'ını değiştirmek isteyenlere güzel  bir  hediyem olacak.
Yapmanız gereken ;
Aşağıdaki görseli bloğunuzda paylaşmak ve sol taraftan beni takibe almanız.
Facebook  Twitter ve Instagram duyuruları ekstra 5 hak kazandıracaktır.

Şartları eksiksiz yerine getirenler çekilişe hak kazanacak. 
Son katılım 30 Eylül Salı  saat 23:00 

Kazananlar random ile belirlenecektir.





Çekiliş kazananı ;
Küçük Kaşif 









2 Eylül 2014 Salı

AŞIKLAR ŞELALESİ - İZMİR

Akçay'dan İzmir'e gitmek üzere yola çıkarken Dikili'yi geçtikten sonra sağ tarafta bir tabela gördük.
 ''Aşıklar Şelalesi'' yazısı merak uyandırdı bizde :) 
Maceraya da pek meraklı olduğumuzdan gidip görelim dedik. 
Hava çok sıcaktı ve nasıl bir yerle karşılaşacağımızı bilmeden yaklaşık 20 dakika süren hayli bozuk yola girdik. 



Levhayı takip ettik köyün içerisinden geçtik yaklaşık 1-2 km gittikten sonra sol tarafta  şelale yazısını gördük.
Yol stabilize ve dar ama bu kadar zorluktan sonra iyi ki gitmişiz dedirtti.






Şelalenin üst tarafında bir restorant var. Gözleme , çay ya da  kahvaltı yapabiliyorsunuz. 
Manzarası bir şahane. 
Ben etrafı incelemekten tabağıma dokunmaya vakit bulamadım.
Yeşilliklerin arasında bir cennet!

Şelalenin hikayesi ise aşağıdaki fotoğrafta ;


'' Merdivenlerden aşağı inmeyip devam ederseniz yaklaşık 10 dakikalık yürüyüş mesafesinde şelalenin kaynağı olan bir mağara var.Yaz aylarında gidilmesi daha güvenliymiş. Kış aylarında biriken sular tehlike oluşturuyormuş.

İki aşığın hikayesini ölümsüzleştiren şelaleye dik merdivenlerden aşağı doğru inerek gidiliyor.
İnmekte pek sıkıntı yoktu ama bildiğiniz gibi her inişin bir çıkışı var :)



Bütün zorluklara rağmen bu eşsiz doğa harikasını görmek güzeldi. 
Bozuk yola ve dik merdivenlere rağmen Aşıklar Şelalesi bizim için hoş bir tecrübe oldu.
Fotoğraf ya da doğa gezisi için eşi bulunmaz yerlerden birisi.
Yeşilin her tonunun arasındaki şelalenin coşkusu görülmeye değerdi.
 İnsan böyle yerlerde yaşadığını anlıyor.


Aşağıdaki fotoğrafta herhangi bir photoshop çalışması yok. 
Fotoğrafın orjinal halini  koydum.
Güneş ışıkları nasıl da oyun yapıyor. 
Sadece yeşilliklerin belli olduğu suyun ve diğer kalan her şeyin griye büründüğü bu muazzam yeri iyi ki gördüm! 


Rivayete göre ;
İki aşığın göz yaşlarından oluşan bu şelalenin ikincisi daha varmış. 
Biz de yola devam ettik ikinci şelaleyi de görebilmek için.
Yaklaşık  bir kilometre kadar yürüdük.
Ama daha fazla devam edemedik geri döndük. 




Suların çekildiği bölümlerde meydana çıkan taşlarda dinlendik. Doğal bir çiçek bahçesi gibiydi her yer.



Büyük şelalenin önünde meydana gelen ters ışığı değerlendirmeyi de ihmal etmedik. 
Akarsu yatağının üzerine yapılan köprü, eski filmlerden bir sahne gibiydi.






Dönüş vakti yaklaşıyor :( 



Evettt şimdi bu kadar merdiveni kim çıkacak :)
Diğer yazılar için; Akçay/Pembe Köşk ve Tekirdağ. 

Fotoğraflar eşime  ait : )
 Murat Şahin